Beyaz Saray Kripto Raporu: Öne Çıkan Başlıklar ve Sektörün Tepkisi

Geçtiğimiz yıla kadar, Beyaz Saray’ın “ABD’yi kripto dünyasının merkezi yapma” vizyonuyla hazırlanmış 166 sayfalık bir rapor yayımlayacağı fikri birçok kişi için hayal bile edilemezdi.
Ancak seçim kampanyası boyunca Bitcoin yanlısı duruşunu açıkça ortaya koyan Donald Trump’ın yeniden Oval Ofis’e dönmesiyle birlikte bu vizyon gerçeğe dönüşmüş durumda.
“Amerikan Liderliğini Dijital Finansal Teknolojide Güçlendirme” başlığını taşıyan kapsamlı belge, kripto paraları demiryolları ve internet gibi “gelecek nesil teknolojiler” kategorisine alıyor.
Raporda şu ifadeye yer veriliyor:
“Bu teknolojileri kullanarak yeni sektörler inşa eden Amerikan girişimciler, hem onları etkileyen politikalar konusunda netlik, hem de kaydettikleri ilerleme için takdiri hak ediyor.”
Rapor, Joe Biden yönetiminin uyguladığı regülasyon politikalarına açık bir eleştiriyle başlıyor. Trump’ın selefi altındaki düzenleyici belirsizlikler ve engelleyici tutumlar, kripto inovasyonunun önünü tıkamakla suçlanıyor.
Kriptonun “yeni Amerikan Altın Çağı”nın bir parçası olabileceğini savunan rapor, federal hükümeti tamamen yeni bir yola sokmayı ve birçok fintech şirketinin yurt dışına taşınmasına neden olan zararları tersine çevirmeyi hedefliyor.
Raporda şu çarpıcı ifadeye yer veriliyor:
“Başkan Trump’ın seçilmesi bu hatalı gidişin sonu oldu. Bu, Amerika’nın ‘hard fork’ anıydı—kötü politika zincirinin sonu ve yerine daha güncel, daha etkili bir yaklaşımın başlangıcı.”
Belgeyi hazırlayan ekip, tüm bu adımların yalnızca ekonomik değil, siyasi getirisi olduğunu da açıkça dile getiriyor. Rapor, kripto yatırımcıları arasında Trump’ın şu anda %72 oranında bir onay desteğine sahip olduğunu gösteren anket sonuçlarına atıfta bulunuyor. Bu oran oldukça dikkat çekici; çünkü ABD’de dijital varlık sahibi olduğu tahmin edilen kişi sayısı yaklaşık 68 milyon.

Peki bu rapordan çıkarılacak temel sonuçlar neler?
Dikkate değer ifadelerden biri, Kongre’ye şu çağrıyı içeriyor:
“Bireylerin dijital varlıklarını herhangi bir finansal aracı olmaksızın saklayabilmesi ve bu varlıkları kullanarak yasal eşler arası işlemler gerçekleştirebilmesi gerektiğini teyit eden bir yasayı hayata geçirin.”
Ayrıca, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’na (CFTC) “dijital varlıkların federal düzeyde alım satımına derhal izin verilmesi” yönünde yeni bir baskı yapılıyor.
Biden yönetiminin katı yaklaşımına yaygın biçimde atfedilen “Operation Chokepoint 2.0”a atıfta bulunulan belgede, bankaların dijital varlıkları benimsemesi gerektiği vurgulanıyor. Belgede, “yalnızca sektörlerinden dolayı yasal işletmelere ayrımcılık yapılmaması” gerektiği ifade ediliyor.
Hükûmet kurumlarına ayrıca GENIUS Yasası’ndan yararlanarak stabilcoinlerin daha geniş ölçekte benimsenmesini teşvik etmeleri çağrısı yapılıyor. Bu sayede “ABD dolarının dijital çağda üstünlüğünün” korunabileceği belirtiliyor.
Ancak bu teşviklerin merkez bankası dijital parası (CBDC) geliştirilmesine uzanmaması gerektiği açıkça belirtiliyor. Kongre’ye, şimdi ya da gelecekte Fed’in kendi dijital dolarını çıkarmasını yasaklayacak bir yasa çıkarma çağrısında bulunuluyor. Bu bölümden hemen sonra dikkat çekici bir ifade yer alıyor:
“Uluslararası düzeyde, ABD diğer ülkelere, ödeme ve finansal sistemleri iyileştirme konusunda özel sektörün rolünü teşvik eden politikaları benimsemeleri yönünde çağrıda bulunmalıdır.”
Başka bir deyişle, ABD yalnızca kendi ülkesinde bir merkez bankası dijital parasını (CBDC) yasaklamak istemiyor gibi görünüyor — aynı zamanda diğer büyük ekonomilerin kendi dijital paralarını geliştirmesini de engellemek istiyor. Avustralya ve Kanada gibi ülkeler bu tür planları şimdiden askıya almış durumda.
İngiltere Merkez Bankası (Bank of England) ise kısa süre önce “Bitcoin” ihtiyacı konusunda ikna olmadığını belirtti. Ancak Avrupa Merkez Bankası dijital euro konusunda ilerleme kaydetmeye kararlı görünüyor — çünkü özelleştirilmiş, ABD doları destekli stabilcoin’lerin Avrupa para birimini zayıflatabileceğinden ve finansal istikrarı tehdit edebileceğinden endişe ediyor.
Öte yandan, Kasım ayındaki seçimler yaklaşırken Trump’ın gündeminde önemli bir yer tutan Bitcoin stratejik rezervi hakkında da yeni gelişmeler var.
Rapor, bu rezervin — diğer dijital varlıklarla birlikte — Hazine Bakanlığı tarafından yönetileceğini doğruluyor. Bakanlık, bu rezervle ilgili saklama hesaplarını yönetmek ve denetlemek üzere özel bir ofis kuracak. Bu rezerv esas olarak suçlulardan ele geçirilen dijital varlıklardan oluşacak olsa da, belgede şu ifadeye yer veriliyor:
“Yasal hedefleri karşılamak için gereken el konulan dijital varlıklar bu hedefler doğrultusunda kullanılmaya devam edecektir. Bunlar arasında suç mağdurlarının tazmini, kolluk kuvvetlerinin operasyonlarının desteklenmesi, yerel ve eyalet düzeyindeki kolluk kuvvetleriyle adil bir şekilde paylaşım ve diğer yasal müsadere programı gerekliliklerinin yerine getirilmesi yer alır.”
Yani, suçlulardan el konulan Bitcoin’lerin %100’ünün bu rezerve aktarılacağına dair bir garanti yok.
Bu bölümde yer alan bilgiler büyük ölçüde Trump’ın Mart ayında imzaladığı başkanlık emriyle duyurulan gelişmeleri yineliyor — ancak aradan beş ay geçmiş olmasına rağmen hâlâ pek çok soru yanıtlanmış değil.
Rapor, Hazine ve Ticaret Bakanlıklarının, dijital varlıkların edinilmesi için “bütçeye ek yük getirmeyecek yollar” geliştirmekle görevlendirileceğini bir kez daha vurguluyor.
Raporun Yankıları
Kripto düzenlemeleri konusunda uzun süredir öncü bir isim olan Wyoming Senatörü Cynthia Lummis, rapora övgüler yağdırdı. Hâlihazırda Senato Bankacılık Komitesi’nin Dijital Varlıklar Alt Komitesi başkanlığını yürüten Lummis, daha önce ABD’nin beş yıl içinde tam bir milyon BTC biriktirmesi çağrısında bulunmuştu. Açıklamasında şunları söyledi:
“Nihayet dijital varlıkların ve dağıtık defter teknolojisinin Amerika’nın finansal geleceğini inşa etmedeki dönüştürücü gücünü anlayan bir başkanımız olduğu için çok mutluyum.”
Kripto İnovasyon Konseyi (Crypto Council for Innovation) de rapora tam destek verdi. Raporu, bankacılık erişiminden stablecoin’lere, vergi düzenlemelerinden yasa dışı finans, merkeziyetsiz finans ve kullanıcıların kendi varlıklarını saklama hakkına kadar her şeye değinen kapsamlı bir çerçeve olarak tanımladı.
Konsey, Trump yönetimindeki bazı üst düzey yetkililerin bu belgeyi “düzenleme incili” olarak nitelendirdiğini de belirtti. Konseyin CEO’su Ji Kim ise şu ifadeleri kullandı:
“Bu belge, ABD’nin dijital varlık alanında liderliğe olan ciddi bağlılığını ve blokzincir teknolojisinin benimsenmesinin süreceğini gösteriyor.”
Raporu hayata geçirecek olan düzenleyici kurumlardan da olumlu açıklamalar geldi. SEC Başkanı Paul Atkins, Beyaz Saray’ın önerilerini uygulamakla görevli isimlerden biri olarak şöyle konuştu:
“Dijital varlıklar için mantıklı bir düzenleyici çerçeve, Amerikan inovasyonunu ateşlemek, yatırımcıları dolandırıcılıktan korumak ve sermaye piyasalarımızın dünyaya örnek olmaya devam etmesini sağlamak açısından en iyi yoldur.”
Önceki başkan Gary Gensler’a taş atan Atkins, sözlerine şöyle devam etti:
“Belirlediğimiz hedefler iddialı ama aynı zamanda bu anın sunduğu fırsatları yakalamak için hayati önemde… Amerika sadece kripto devrimine ayak uydurmamalı; onu yönetmelidir. Bu işi başarmaya hazırım.”
Elbette, bu rapora gelen tepkiler tamamen olumlu değildi. Demokrat siyasetçiler, Trump’ın dijital varlıklara verdiği açık desteğin çıkar çatışması yarattığını savunuyor. Trump ailesinin kripto projeleri üzerinden milyarlarca dolar kazandığına işaret eden bazı eleştirmenler, bu yol haritasının sıradan yatırımcıları korumak yerine onları daha da risk altına soktuğunu savunuyor.
Accountable.US adlı etik denetim kuruluşunun direktörü Tony Carrk şu açıklamada bulundu:
“Şunu netleştirelim: Trump, başkanlık yetkilerini Amerikan işçilerine yardım etmekten çok, kripto para projeleriyle kendini ve ailesini zenginleştirmek için kullandı. Bugünkü kendini öven rapor, hükümet politikası kılığında hazırlanmış bir sektör istek listesinden ibaret.”
Üstelik bu kapsamlı kripto raporunun Beyaz Saray’ın umduğu ölçüde yankı bulması da zor olabilir. 1 Ağustos’ta Kanada, Avustralya ve Hindistan gibi önemli ticaret ortaklarıyla yeni anlaşmalara varılamazsa, yüksek tarifeler yürürlüğe girebilir. Öte yandan, Jeffrey Epstein skandalı da hâlâ gündemden düşmüyor; başkanın bu utanç verici isimle bağlantılarına dair yeni sorular soruluyor.
Beyaz Saray’ın kripto raporunun yayımlanması, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz oranlarını mevcut seviyede tutma kararına denk geldi. Bu karar piyasalar tarafından büyük ölçüde bekleniyordu, ancak yine de Başkan Jerome Powell’dan Trump’a karşı bir meydan okuma niteliği taşıyor — zira Trump, Powell’a defalarca faizleri sert şekilde düşürmesi yönünde çağrıda bulunmuştu.
Bu yazının yazıldığı sırada Bitcoin yatay seyrediyor ve yaklaşık 118.000 dolar seviyesinde işlem görüyordu. Ethereum ise hafif bir yükselişle 3.774 dolar değerindeydi.
Beyaz Saray’ın kripto düzenlemeleriyle ilgili olumlu mesajlar içeren bir rapor yayımlamasına rağmen piyasaların buna daha pozitif tepki vermemesi gerçeküstü bir durum gibi görünüyor. Ancak bu durum, sektördeki birçok uzmanın, Trump’ın seçim kampanyasında verdiği vaatleri hayata geçirme konusunda yeterince ilerleme kaydedemediği yönündeki hayal kırıklığını yansıtıyor.
Tahmin piyasası Polymarket’teki son verilere göre, ABD’nin 2025 yılında stratejik bir Bitcoin rezervi oluşturma ihtimali sadece %26 olarak görülüyor. Bu da, Başkan’ın verdiği sözleri yakın zamanda yerine getireceğine dair güvenin düşük olduğunu ortaya koyuyor.
En İyi Bitcoin ve Kripto Cüzdanı